Eşber Kaya, Umut Yazıları

Tarımsal girdi maliyetleri tüketiciyi zorluyor – Eşber Kaya

Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin maliyetlerindeki değişimi gösteren Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Ocak ayında son iki yılın en yüksek seviyesine çıktı. Başta gübre olmak üzere tarımda kullanılan birçok hammaddenin ithal edilmesi, döviz kurundaki yükseliş, mazot ve elektrik fiyatlarındaki artış çiftçinin tarımsal üretim maliyetlerini yukarı çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) aylık olarak açıkladığı veriye göre; Tarımda girdi fiyat endeksi, Ocak ayında bir önceki aya göre %1,96, bir önceki yılın Aralık ayına göre %1,96, bir önceki yılın aynı ayına göre %18,52 ve on iki aylık ortalamalara göre %10,67 artış gösterdi.

Tarımsal üretim, temel girdi olarak tohumluk ve damızlık gibi canlı materyali, diğer girdilerle birlikte kullanarak biyolojik son ürünlere dönüştürme sürecidir. Biyolojik, canlı bir üretim olması bakımından diğer tüm üretim süreçlerinden farklı ve özgün bir üretimdir. Tarımın biyolojik olma özelliği gereği elde edilen son ürünlerin kullanım ve değişim olgunluğuna erişmesi belli bir süre gerektirmekte, ürünün hasat dönemine kadar geçen süre boyunca gerekli girdilerin kullanımını zorunlu kılmaktadır. Gübre, ilaç, yem gibi tarımsal girdilerin kullanımın zamanında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Tarımsal üretimde girdi kullanımının bir diğer önemi de, dışsal ekolojik koşullar dışında tarımsal ürün arzını belirleyen en önemli faktör olmasıdır. Dolayısıyla üretim maliyetini, teknolojik gelişmeyi, rekabet edilebilirliği önemli ölçüde girdi kullanımı belirlemektedir. Tarımsal üretimini sürdürülebilirliği, üreticilerin tarımsal girdilere kolay ve kesintisiz bir şekilde erişebilmelerine, satın alabilmelerine ve üretimde kullanabilmelerine bağlıdır (1).

Başta tohum, gübre, mazot olmak üzere tarımsal üretimin tüm basamaklarındaki girdi maliyetlerinin artışının en beklenen sonucu olarak da pazarda satılan tarım ürünlerinin artışını gözlemliyoruz. Türk-İş’in ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasına göre gıda enflasyonu 2020 yılında yüzde 19,75 artış kaydetti.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun araştırmasına göre ise, gıda fiyatlarında geçen yılın son aylarında başlayan artış, bu yıl mart ayında da sürdü. Martta bir önceki aya göre yüzde 2,5 oranında artan gıda fiyatlarında bu yılın ilk üç aylık döneminde yüzde 9,2, son bir yılda ise yüzde 29,2 oranında artış yaşandı (2). Bu artışın, belki de bahsedilenden daha fazla olduğunu marketlerde satılan ayçiçek yağlarına bakarak bile söyleyebilmemiz mümkün.

Türkiye’nin tarım ve hayvancılık alanında kapsamlı ve planlı yatırımlar yapmaması, döviz kurlarındaki artışa dayalı olarak üreticinin zaten yüksek olan girdi maliyetlerini daha da artırmaktadır. Sürekli artan maliyetler, temel gıda fiyatlarında ciddi bir artışa neden olmakta özellikle yoksul ve işsiz kesimlerin temel gıdaya erişimini gittikçe zorlaştırmaktadır.

AKP iktidarının çiftçi ile rekabet edercesine sürdürdüğü ithalatçı politikalar ve tarımı bir sektör olarak neredeyse tamamen özel şirketlerin tekeline sunması bir tesadüf değil. Bu rekabetçi ortamda üretimine devam edebilmesi için yapması gereken harcamaları başa çıkılamaz bir şekilde artan köylü/çiftçi ise üretimi bırakarak ya başka sektörlerde asgari ücretli olarak çalışıyor ya da işsizler ordusundaki yerini alıyor.

Dünyada gıda fiyatları, 2011 yılındaki tarihi zirveye rağmen, son 10 yılda yüzde 17 düşerken Türkiye’de artması AKP’nin yürüttüğü tarım politikalarının yanlış olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. FAO’nun verilerine göre son 7 ayda gıda fiyatları arttı fakat dünyada gıda fiyatları 2011 yılındaki tarihi zirveye rağmen son 10 yılda yüzde 17 düşerken, Türkiye’de %225 arttı. Dünyada tarımsal girdiler ve tarımsal ürünlerde fiyatlar yükseldikçe içeride üreticiye pahalı girdi ve tüketiciye de pahalı gıda olarak dönüyor (3).

Gıda fiyatlarındaki ve enflasyondaki bu yüksek artış gelirinin önemli bir kısmını, yaklaşık yüzde 60’ını, temel tüketim maddelerine ayıran yoksul kesimlerin üzerindeki yükü daha da arttırmaktadır. Gıda harcamaları üzerinden, hane halkı tüketim harcamalarını esas alarak yapılan hesaplamaya göre 4 kişilik bir ailenin aylık toplam harcama için ise 8 bin 570 liraya ihtiyacı var. Asgari ücretin yoksulluk sınırın 3 katı altında olduğu, yaklaşık 10 milyon insanın asgari ücretle çalıştığı ve dahası milyonlarca insanın işsiz olduğu Türkiye’de gıda fiyatlarındaki bu artış yoksulluğu daha da derinleştirmekte, sorunları içinden çıkılmaz bir noktaya taşımaktadır.

Bu süreçte başlıca yapılması gerekenlere değinmemiz de gerekir. Öncelikli olarak küçük üreticilerin devlete olan borçları silinmeli, diğerleri de devlet tarafından üstlenilmelidir. Tarımsal üretim süreçlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için üretim planlamaları ve destekleme programları en az beş yıllık sürelerle belirlenmelidir.

Tarımsal üretimi gerçekleştiren küçük üreticinin gıda tedarik zincirinde söz sahibi olması ancak örgütlenmesiyle mümkün olabilir. Dolayısıyla tarımsal üretici örgütlerinin işlevlerinin canlandırılması önemlidir. Yerel yönetimlerin desteği ile kurulacak üretici pazarları ile aracıları ortadan kaldırıp ürünü doğrudan tüketici ile buluşturacak sağlıklı kanalların oluşturulması önemlidir.

Üretimden tüketime kadar her alanda kooperatifçiliğin geliştirilmesine ve aradaki aracılar-simsarlar, tüccarlar ve hallerde alınan komisyon ücretleri ve her aşamadaki vergileme politikaları fiyatları çiftçinin lehine düzenlenmelidir.

Tarımsal üretimdeki girdi maliyetleri ile ilgili sorunlar ve dile getirilen çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi ise mevcut şartlarda zor görünüyor. Tarımda artık yapılacak reform hamleleri ile bir yere varmamız mümkün değil. Tarımsal üretim politikalarında artık bir devrime ihtiyacımız var. Tarımda, özellikle son yirmi yılda uygulanan neoliberal politikaların hamisi olan AKP iktidarından kurtulmak çözüme giden yolda başlangıçta atılacak en sağlıklı adım olacaktır.

  1. https://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/7bdb0e100275600_ek.pdf
  2. https://t24.com.tr/haber/gida-enflasyonu-yuzde-30-a-dayandi,940740
  3. https://www.evrensel.net/haber/423731/turkiye-gida-zamminda-oecd-ulkeleri-arasinda-birinci-oldu
Paylaşın