Hüseyin Ataş, Umut Yazıları

Eylem Ataş: Karanlığa yıldız ekenler adına “ileri daha ileri” – Hüseyin Ataş

27 Haziran 2016’da Cemre toprağa düştü. Baharın ilk müjdecisinin toprakla buluşması baharın topraklarımıza geleceğinin elbette ki habercisidir. Zordur bir insanın canını ortaya koyarak kavganın en önüne atılması, silah kuşanıp düşmana saldırması. Adını, yüzünü bilmediğin insanlar için cepheden cepheye koşması. Fakat Eylem, Eylemimiz bu konuda hiç teraddüt etmeden atıldı kavgaya. Sosyalist bir geleceğin yaratılması için öncülerinin yolunda yürüdü mavi gökyüzüne.

Binlerce, on binlerce devrim savaşçısı gibi ne geride bıraktıklarını umursadı ne de canını. Tek kurtuluş vardı onun için; sosyalizm! Devrim, onun için kitaplarda okuduğu güzel tarih hatıralarından öte yaşayan ve yaşatılması gereken bir gerçeklikti. 17 Ekim Devrimi’nde kışlık saraya yürüyen Bolşeviklerin heyecanı vardı onda. Siera Meistra dağlarını ağzındaki purosuyla adımlayan Che’nin umudu. Büyük yürüyüşe çıkan Çin komünistlerinden biriydi aslında yaşadığı dönemde. Yani daha önce gerçekleşen devrimlerde yer alan savaşçıların 2000’li yıllardaki yansımasıydı o. Kızıldere’de Mahir’in, Ulucanlar’da boynuna ilmeği tereddüt etmeden geçiren Deniz’in, Diyarbakır 5 Nolu’da İbrahim’in ardılıydı. Onlardan öğrenmişti kutlu bir düş için nelerin feda edilebileceğini.

Bugün Eylem, Cemre olup toprağa düşeli 5 yıl oldu. Kavgası, umudu ve sevdası 5 yıldır her gün her saniye daha da büyüdü. “İleri daha ileri” diyerek adımlar daha sert atılıyor. Cemre’nin habercisi olduğu baharda filizlenen tohumlar boy veriyor. Cemre umut fidanını dikti, kan olup köküne aktı, karanlığa yıldız ekti. O yıldızlar bugün devrim ve sosyalizm adına savaşan ama durmadan “ileri daha ileri” diyen tüm yoldaşlarına ilham oluyor. Tıpkı adsız on binlerce ölümsüzleşen kadın ve erkek savaşçılarımız gibi.

Eylem Ataş, faşizmin insanlığa reva gördüğü açlık, yoksulluk ve ölüme inat, sömürü ve talana karşı duruştur. Eylem, günlerce sokak ortasında bekletilen Taybet Ana’nın yanı başında yatandır. Eylem, bir bombayla aramızdan alınan 33 düş yolcusundan biridir. Amed Newrozu’nda Kemal Kurkut’un düştüğü yerdir. Eylem, Deniz Poyraz’dır… Eylem, ilk taşı atan adsız savaşçıdan bugüne adını mücadelesiyle tarihe yazdırmıştır. Bugün Eylem ve ölümsüzlerimiz bir insandan öte bir duruş, bir tutum ve bir kişiliktir. Komünar bir bakıştır.

Dostlar, yoldaşlar
Onu hatırlayalım, hatırlatalım adını dosta düşmana. Hatırlatalım ki bizde umut düşmanda korku daha da büyüsün. Ekilen tohumlar fidanlar büyüsün, büyük bir orman olsun. Teorinin grisine boğulmadan pratiğin yeşiline bürünsün mücadele. Hatırlayalım ki birleşik devrimimiz kazansın.

Dostlar, yoldaşlar
Cemre’nin inandığı gibi inanalım devrime, devrim yakındır. Tıpkı Cemre’nin namlusu gibi sarılalım mücadeleye, kurtuluşumuz yakındır.
Bakın bugün sokakları zapt eden kadınlara, LGBTİ+’lara. Bir bakın 11 Haziran’da korku iklimine rağmen sokakların nasıl zapt edildiğini gösterenlere. Görün can çekişen egemenleri, faşizmin kendi içinde kavga edişini. Bunların sebebi devrimin ayak seslerinin duyulmasıdır.

Kazanmak için elimizi uzatalalım gökyüzünün mavisine. Yaşamı uğruna ölünecek kadar seven Eylem gibi, Aynur gibi, Ulaş gibi!

And olsun ki; zafer bayraklarını düşman burçlarına diktiğimiz gün Eylemlerin, Aynurların, Ulaşların adı olacak bayraklarda.
Hakikat arayışımızdan özgür topluma ulaşana kadar Eylem Ataş adını hep anacağız.

Eylem Ataş Ölümsüzdür!
Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!

Paylaşın