Bilim - Felsefe

Ramla Homo, insan evrimindeki kayıp halkalardan biri mi?

İsrail’deki Nesher Ramla bölgesindeki kazılarda, günümüz İsrail’i ve çevresinde yaklaşık 420 bin ilâ 120 bin yıl önce yaşamış olan farklı bir Homo topluluğunun son dönemlerinde yaşayan bir örneğini temsil etmesi muhtemel bir kafatası bulundu. Israel Hershkovitz ve Yossi Zaidner adlı araştırmacılar ve meslektaşlarının geçtiğimiz günlerde Science dergisinde yayınlanan iki ortak araştırmasında ayrıntılı biçimde aktardıkları üzere, bu kadim insan topluluğu hem kültürlerini hem de genlerini binlerce yıl boyunca yakınlardaki Homo sapiens gruplarıyla paylaştı.

Yeni fosiller

Sağ parietal (kafatasının arkasına/yanına doğru olan kısım) ve neredeyse eksiksiz bir mandibula (çene kemiği) dahil olmak üzere, bulunan kafatası parçaları 140 bin ilâ 120 bin yıl öncesine dayanıyordu ve yapılan analiz, ait olduğu kişinin tam olarak Homo sapiens olmadığını ortaya çıkardı. Her nasılsa, o zamanlar bölgede yaşayan diğer tek insan türü olan Neandertal de değildiler. Bunun yerine, bu birey [iki türün] tam ortasında kalıyordu ve daha önce bilim tarafından hiç tanımlanmamış eşsiz bir Homo topluluğuna dahildi.

Araştırmacılar, diğer pek çok insan kafatası fosili ile ayrıntılı bir karşılaştırma gerçekleştirerek, parietal kemiğin hem erken hem de son dönem Homo sapiens’inden büyük oranda farklı olan ‘arkaik’ niteliklere sahip olduğunu ortaya çıkardılar. Buna ek olarak, kemik hem Neandertallerde hem de çoğu erken dönem Homo sapiens’te bulunanlardan çok daha kalın. Çene kemiği arkaik özellikler barındırsa da Neandertallerde yaygın biçimde görülen formları da içeriyor. Kemikler aynı anda hem erken dönem H. sapiens’ten hem de daha sonraki Neandertallerden farklı olarak, arkaik ve Neandertal özelliklerinin eşsiz bir karışımını sergiliyor.

Bu insanlardan daha fazlası var mı?

Araştırmanın yazarları, ünlü ‘Tabun Leydisi’ dahil olmak üzere, İsrail’in başka bölgelerinde keşfedilen fosillerin, daha önce yapılan Neandertal veya Homo sapiens tanımlamalarının aksine, bu yeni insan topluluğunun bir ferdi olabileceğini öne sürüyorlar. ‘Tabun Leydisi’ (arkeologlar tarafından ‘Tabun C1’ adıyla biliniyor) 1932 yılında öncü arkeolog Yusra ve saha direktörü Dorothy Garrod tarafından keşfedildi. Ayrıntılı biçimde incelenen bu mühim örnek, gizemli evrimsel kuzenlerimizle ilgili çok az şey bilindiği bir dönemde, bize Neandertallerin anatomisi ve davranışları hakkında pek çok bilgi sağladı.

Şayet ‘Tabun C1’ ve Qesem ve Zuttiyeh mağaralarında keşfedilen diğerleri gerçekten de Nasher Ramel Homo topluluğunun üyeleriyse, bu yeniden inceleme daha önce araştırmacılar tarafından vurgulanan kimi anatomik tutarsızlıkları da açıklayacaktır.

Esrarengiz Nesher Ramla Homo, Neandertallerle en yakın ortak atamızı temsil ediyor bile olabilir. Sahip olduğu özelliklerin karışımı, Homo sapiens ve Neandertaller arasındaki erken dönem gen akışının 400 bin ilâ 200 bin yıl önce meydana geldiğine ilişkin genetik kanıtları destekliyor. Farklı biçimde söylersek, farklı Homo toplulukları arasında gerçekleşen melezleşme, daha önce düşünülenden daha yaygın biçimde görülmekteydi.

Daha da şaşırtıcı olanı, ekibin, Nesher Ramla kazı alanında yaklaşık 6 bin taş aletten meydana gelen bir yığın bulmasıydı. Bu aletler, Homo sapiens’e ait modern grupların teknolojilerini ürettiği şekilde üretilmişti ve benzerlikler o denli güçlüydü ki, iki topluluk -Nesher Ramla Homo ve Homo sapiens- düzenli bir iletişim halindeydiler. Göründüğü kadarıyla, yalnızca gen alışverişi yapmıyorlardı, aynı zamanda alet yapımıyla ilgili ipuçları da paylaşıyorlardı.

Ve ateş vardı!

Bununla birlikte kazı alanı, yakalanan, kesilen ve orada yenen hayvanların kemiklerini de barındırıyordu. Bu bulgular Nesher Ramla Homo’nun kaplumbağa, ceylan, vahşi öküz, yaban domuzu ve devekuşu gibi bir takım hayvanları avladığını ortaya koyuyor. Dahası, fosillerle aynı yaştaki bir kamp ateşinin kalıntılarının bulunmasıyla, yemeklerini pişirmek için ateş kullandıkları anlaşıldı. Gerçekten de, Nesher Ramla Homo yalnızca kamp ateşi yakmak ve besinleri pişirmek amacıyla odun toplamakla kalmamıştı, aynı zamanda tıpkı günümüz insanlarının yaptığı gibi ateşi aktif biçimde kontrol edebiliyordu.

Ateşin kontrollü biçimde kullanımına ilişkin en eski belirtiler çok daha eskiye -belki bir milyon yıl önceye- dayansa da, bu özel kamp ateşine ilişkin asıl ilgi çekici olan husus, Nesher Ramla toplumunun, ateşi, çağdaş Homo sapiens ve Neandertallerin kendi ateşlerini kullandıkları kadar dikkatli bir şekilde kullandığına dair kanıtlardır. En etkileyici olan kısmı, kamp ateşi yerinin, korunaklı bir mağara ortamının dışındayken uzun süre sağlam kalması. Bu, şu anda açık havada bulunan en eski bozulmamış kamp ateşi kalıntısı.

Kısacası, insan evriminin hikâyesini doğru biçimde birleştirilememiş Ikea ürünü bir kitaplık gibi düşünürsek, bu keşif, aslında kutunun dibinde saklı kalan eksik rafı bulmaya benziyor. Yeni Nesher Ramla Homo, birkaç esrarengiz ‘fazladan’ parça üzerinde düşünmeyi sürdürsek de, yerine daha iyi oturan bir yapı kurmamıza izin veriyor.

Örneğin, farklı Homo [insan] grupları birbirleriyle tam olarak nasıl etkileşime girmişti? Ve bu dönemde Homo toplulukları bağlamında yaşanan kültürel ve biyolojik değişiklikler açısından ne anlam ifade ediyordu? Bu sorular (‘fazladan parçalar’) üzerinde araştırma yapmaya devam etmek, insanlık tarihimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olacak.


 Yazının orijinali The Conversation sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

Paylaşın