Hüseyin Ataş, Umut Yazıları

Meydan okumak nicelikle değil nitelikle mümkündür – Hüseyin Ataş

Şubat ayında kuruluşunu deklere eden bir Birleşik Mücadele Güçleri ilan ettikleri “Birleşirsek Kazanırız” kampanyası ile yeni hamle dönemine girmiş bulunuyor. Başlangıçta birçok çevrenin dikkatini çeken Birleşik Mücadele yaz dönemi boyunca durağan bir sürece girdi. Tabi bu durağanlığın sadece BMG ye ait olmanın ötesinde TSH’nin, hatta anti-faşist tüm güçlerin politika üretmedeki ataletinden kaynaklandığını belirtmek doğru olacaktır. Bu ataletin kaynağı sadece yaz dönemi olarak nitelendirmek doğru değildir. Bence bu atalet, politik arenaya sürekli pompalanan düzen içi yaklaşımlar ve kendi sağından medet umma kararsızlığı olarak değerlendirebiliriz. Dönem dönem TSH’nin içine girdiği bu süreci bir sonra ki yazımda değerlendirmeye çalışacağım. Bu kampanya bu durağan süreci tersine döndürecek bir hamle olarak ilan edildi.

Türkiye sol siyaseti, seksen döneminde aldığı yenilgiyi bir türlü üzerinden atamamaktadır. Dönem dönem farklı farklı siyasetlerin çıkışları olsa da Kürdistan’daki gibi istikrarlı ve büyüyen bir hal alamadı. Çeşitli birlik deneyimleri, çeşitli ortak mücadele dinamikleri kurulmasına rağmen somut ve kalıcı bir başarıdan söz etmek ne yazık ki mümkün olamamaktadır. Her dönemde yapılan birlikte mücadele deneyimleri o dönemin ihtiyaçlarına cevap olması amacı ile kurulup kısmi başarılar elde etse de TSH’ni olması gereken noktaya getiremedi. BMG birleşenlerinin bu deney ve tecrübelerin üzerine basarak yükseleceği aşikardır.

Bugün emperyalist kapitalizmin içine girdiği kriz, yönetilenlerin artık eskisi gibi yönetilmemek istemesi, devlet mekanizmasının özellikle salgın sürecinde insanlara güven verecek çözümler üretememesi, bizim ülkemizde daha da derinleşen sosyal ve ekonomik kriz, yine bizim ülkemizde faşizmin saldırısının katlanarak devam etmesi ve iktidar blokunun iç çatışmaları, burada saymakla bitiremeyeceğimiz onlarca gelişme devrimciler açısından bir devrim imkânının doğduğunu göstermektedir. Fakat mevcut düzeni yıkma başarısını gösterecek bir güç oluşmazsa bu devrimci durum da elbette geçecek ve daha zorlu bir yaşam emekçi halklarımızı bekleyecektir.

Birleşerek kazanma fikri zafere kilitlenen her yapının kullanabileceği yol ve yöntemdir. Fakat burada temel belirlenmesi gereken neyi kazanmak istediğimizdir. Zaferi ne ile ifadelendirdiğimiz bizim birleşimimizin hedefi ile belirlidir. Birleşik Mücadele Güçleri’nin içerisinde olan her yapı devrim için bir araya gelmiştir ve iktidara taliptir.

Örgütlerin yan yana gelişinin kendi güçsüzlüklerini aşmak için değil, aksine TSH’nin uzaklaştığı devrim ve sosyalizm fikrini yeniden ortaya çıkartmak ve ’80 sonrası yoğun yaşanan apolitikleşmeyi (bunu devrime örgütlenmeme hali de diyebiliriz), özellikle işçiler içerisinde yaşanan örgütsüzlüğü aşmak için olduğunu görmek gerekir.

Basit bir örnekleme ile anlatmaya çalışırsam; bakırcılar çarşısı ya da demirciler çarşısı neredeyse her şehirde vardır. Bakır ile işi olan bilir ki en iyi bakır bakırcılar çarşısındadır. BMG de devrimciler çarşısıdır. Güncel durumda devrime ihtiyaç duyan her yapı, her birey buraya gelecektir. Bu üstten bir tabir olarak anlaşılmasın ama mütevazi olduğunu da söylemiyorum. Son tahlilde devrimi ve devrimin fiili, meşru ve zora dayanan bir yöntemle olacağını bu birleşim ifade ediyor, onun için çabalıyor. Burada her yapı kendi özgünlüğü koruyarak muazzam bir yoldaşlaşmayla tüm birikim ve tecrübelerini devrime akıtıyor.

Devrime kilitlenmiş yapıların ve bireylerin yeri BMG demiştim; bunun alternatifini yaratmak, başka arayışlara girmek zaten toplumda var olan bilinç bulanıklığını daha da artırmak olacaktır. Oysa kitleler, ancak ısrarlı ve istikrarlı bir mücadele ile bu bulanıklıktan çıkacaktır. Örneğin kulvarı ve tarzı BMG’den çok ayrı olan TKP gibi yapılarla bir çalışma kendi ısrarımızı bozarak BMG’nin söylemlerini bulanıklaştırabilir. Bu konuda açılımlara ya da arayışlara harcayacağımız emeği birleşik devrime harcamalıyız.

Son üç senedir sol siyaset anti-faşist cephe ya da anti-faşist birlik çağrısı yapıyor. Bu çağrılar ya da kurulan onlarca diyalog bir türlü başarıya ulaşmadı, ulaşamıyor, çünkü kurgu yanlış yapılıyor. En geniş cephe emekçi halklardır. Mevcut sol partileri ve örgütleri birleştirecek çalışma sokağın örgütlenmesi olur. Emekçi halkları kapsamayan bir anti faşizm ancak isim olarak var olur. Birleşik mücadele ise en başından işçi sınıfı ve ezilen halk katmanlarını kapsamayı, onların militan örgütlüğünü sağlamayı hedef olarak önüne koymuştur. Bu nedenle aslında ülkede var olan ve harekete geçen anti-faşist cephe, hedefleri itibariyle BMG’dir. Artık çabalar BMG’ nin güçlendirilmesine harcanmalıdır. Güçlü bir birleşik mücadele kendi dışındaki sol siyasetle elbette yollarını kesiştirecektir. BMG biz kurduk, siz gelin diyemez. Varoluşu itibariyle birleşen sınırları şimdilik bu kadardır. Fakat bu BMG ile birlikte mücadele etmek isteyenlere kapıları kapatmak anlamına gelmez. Hayatın doğal akışında BMG ile ortak yol yürüyebilecekler elbette yan yana gelmelidir. Ortak yol yürümek masalarda yapılan görüşmelerle değil, sokaklarda atılacak adımlarla mümkündür. Bugün en çok sokakları arşınlayanlar ortadadır. 

Birleşik mücadele öncü ve politik arenadaki kurmaylıktır. Bu misyonunu giderek geliştirmekte olduğu görülmeli, hakkı teslim edilmelidir. İki sene önce BMG’nin pandemiye inat 1 Mayıs’ta sokağa çıkması bu sene birçok siyasi yapıyı sokağa çekmiştir. Bu, BMG’nin başarısı olarak görülmelidir, fakat devrime kilitlenen bir yapıdan beklenen, tabi ki daha ilerisidir.

Daha ilerisi konusunda ilan edilen kampanya bir adım olacaktır. Bu konuda yapılması gereken istikrarlı ve ısrarlı bir mücadeledir. Sokak sokak, mahalle mahalle, fabrika fabrika hedefler belirlenip örgütlenme çalışması yapılmalıdır. Birleşenler tüm deneyim ve birikimlerini bu örgütlenme mücadelesine aktarmalıdır. Bu birleşimin stratejik mi, taktik mi, geçici mi, kalıcı mı sorularının cevap arayışından ziyade bakılması gereken nokta şudur ki, ister taktik, ister stratejik olsun kitlelerle buluşmadıktan sonra verilecek her cevap bir anlam ifade etmeyebilir. O nedenle bugün devrime kilitlenmiş, gücünü tarihinden, yarattığı değerlerden ve fiili – meşru sokak mücadelesini esas alan, ezilen ulus meselesinde gereken neyse yapmaktan imtina etmeyen bir güç olarak vitesi büyütmek zorundadır. BMG yolun daha başındadır. Kendine hedefler koyup onları tamamladıkça özgüveni yükselecek yoldaşlaşma artacaktır. Pilot mahallelerde ortak BMG komiteleri kurarak çalışmalar yapılmalıdır. Komite birleşenleri kendi siyasal kimliklerini koruyarak fakat birleşik mücadeleyi üst kimlik edinerek çalışmalar yapmalıdır. Günlük ortak planlamalar, ortak ziyaretler, ortak direnişler örgütlenmelidir. Savaşın en ön cephesindeki kurmaylar gibi anı ortak planlamalıdır. Sadece bir eylem, bir etkinlik değil, yaşamı birleşik devrim fikri ile üretmelidir. Birleşik mücadelenin kadroları birleşenlerden oluşsa da taraftar ve sempatizanları birleşenleri aşmalıdır.

BMG, Türkiye’de olan her gelişmeye duyarlı olmak zorundadır. Var olan her işçi direnişi mutlaka BMG ismini duymalıdır, yanında hissetmelidir. Kadınlar, gençler, LGBTİ+’lar, ekolojistler var olan tüm muhalifler BMG ismini bilmeli çağrısını görmelidir. Yazının bir bölümünde bahsettim yine bahsetmekte beis görmüyorum; çok mütevazi olmaya gerek yok. Bugün devletin tüm baskılarına rağmen devrimde ısrarlı tüketilemeyen öncüler vardır. Bu öncüler birleşik bir devrimci odak yaratarak daha ileri bir adım atmıştır. O nedenle BMG bu özgüven ve cüretle hareket etmek zorundadır. Siyasal yaşamda büyümeler doğrusal olmamaktadır. Gelişim sıçramalıdır. Bir yılda kat ettiğimiz yolu ilerleyen aşamada üç dört ayda kat edebiliriz.

BMG’nin hedefi devrimse devrimin asıl gücü olan işçiler içinde örgütlenmek ve işçilerin birliğini kurmak zorundadır. Şu anda ülkede onlarca işyeri direniştedir ve bunların birçoğu birbirinden kopuktur. Dolayısıyla sadece kendi patronları ile mücadele etmek durumunda kalmaktadır ama birleşik bir işçi mücadelesi patronlarla yetinmeyip patronları besleyen, işçiyi sömüren sisteme karşı muazzam bir gücü açığa çıkartabilir. İşçi sınıfı siyaset sahnesine dönmeden başarmak mümkün olmayacaktır. İşçilerin kendiliğinden direnişlerine BMG devrim fikrini taşımalı, sınıfa tek kurtuluşun devrim olduğu bilincini aşılamalıdır. İlk etapta bu ifadeler çok sıradan ya da herkes tarafından bilinen sözler gibi gelecektir. Ama sıradanlığı bozan tılsım birleşik mücadele içerisindedir. İşçileri kapsayacak genişlikte, onlara uzanacak her türlü toplumsal ve siyasal taban ayrı ayrı birleşik mücadele birleşenlerinde vardır.

BMG, ülkede sömürgeciliği yok etmek için bir olanaktır. Bugün batı metropollerinde yükselecek bir devrim dalgası bir olgunluğa gelmiş devrimci Kürt gücü ile birleşmesi ülkede kaçınılmaz olan zaferi bize getirecektir. Bugün ülkenin en büyük Kürt kenti İstanbul’dur. İstanbul’da yaşayan milyonlarca Kürt, BMG çalışmalarından haberdar olmalıdır. Binleri, on binleri harekete geçirecek potansiyel BMG’de vardır. BMG mahallelerde meclislerini kurarak yaşama devrimci müdahaleler gerçekleştirmelidir.

Okulların açılması ile gençlik sorunlarının daha yakıcı hissedilmeye başladığı zamanlara girdik. Bu yakıcı sorunlara değinerek çözümün örgütlü mücadelede olduğunu gösterecek güç ise birleşik gençliktir. Birleşik Gençlik Meclisleri liseden üniversiteye, işsiz, işçi tüm gençliğin ortak mücadele çatısıdır. BGM her kampüste, her okulda kendini tanıtmalıdır. Çözümün birleşik mücadelede olduğunu kitlelere anlatmalıdır. Ortak kurulacak masalar, ortak etkinlikler, eylemler birleşik mücadeleyi kitlelere, kitleleri de devrime yönlendirecektir.

Kendi isteği ile ya da isteği dışında örgütsüz yaşama geçmiş ama kurtuluşun bir devrimle olacağına inan her insan BMG’de kendini bulabilmelidir. Örgütsüzlüğü hızlı bir şekilde örgütleyenlere karşı örgütlü yaşamın gücü BMG’dedir. Zindanlarda, sokaklarda, fabrikalarda ve tüm alanlarda direnen, zafere yürüyen BMG birleşenleri cüretle tüm insanları birleşik mücadeleye çağırmalıdır. Zor durumda ya da güçsüz olunduğu propagandalarına kimse kulak asmamalı. Tüm azgınlığı ile saldıran devlete inat bugün bize devrim lazım, işimiz devrimdir diyenlerin varlığı ve hiç bitmeyecek olması ortada bir mağlubiyet durumunun olmadığının göstergesidir. Kendine, örgütüne, birleşik devrime güvenmeyen başaramaz.

Bugün AKP-MHP faşist blokunu yıkmak ilk görevimizdir. İktidar içerisindeki dalaş olanaklar yaratmakta ama bu olanakların düzen içi bir tarzla heba edilmesine BMG izin vermemelidir. Bugün biraz daha kalabalık olacağız diye kitleleri düzen içinde tutanlara inat, gerçek kurtuluşun ancak ve ancak devrimle olacağını söylemek zorundadır. Meydan okumak nicelikle değil nitelikle mümkündür.

Paylaşın