Hüseyin Ataş, Umut Yazıları

Necdet Adalı’dan, Ulaş Adalı’ya birleşik devrim saflarına – Hüseyin Ataş

son ana kadar onuru koruyanlar yaşayacak
söylenecek son söz kahramanca olmalıdır.

Nihat Behram

Bugün 8 Ekim enternasyonalist proletarya savaşçısı Necdet Adalı’nın aramızdan alınışının yıldönümü. Necdet Adalı Kurtuluş örgütünün başı dik ölümsüz savaşçısı olarak dar ağacına yürüyeli 41 yıl oldu.

Ankara Ulucanlar Merkez Hapishanesi’nin avlusunda, Deniz’lerin acısı ile yaprakları daha da kararan kara kavak, sekiz yıl aradan sonra yeniden tanık olacaktı özgürlük ateşinin alevlerine. Bu avlu Deniz, Yusuf ve Hüseyin için kurulan darağacının avlusuydu. Faşizm kaldığı yerden devam ediyordu. Denizlere eklenen zincirin ilk halkası idi Necdet.

Dönemin politik atmosferinin yarattığı öncü militanlardan biri olarak Adalı dar ağacına çıkıp ilmiği boynuna geçirdiğinde gözlerinde ne bir korku ne bir tereddüt ne de bir pişmanlık ifadesi vardı. Son mektubunda ailesine yazdığı şu sözler” Sizleri ve ezilen halklar adına mücadeleyi, erken bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm ama; bundan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadan ve şu kısa yaşamım içersinde hiçbir şahsi çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım ve bundan dolayı gurur duyuyorum.” Boynunda ilmik varken de gözlerinden okunuyordu Necdet’in. Faşizmin cellatları bu kararlılık karşısında şaşkına dönmüştü. Ayaklarını sürüyerek getirdikleri ve dar ağacına çıkardıkları faşist pehlivanoğlundan çok farklıydı Necdet. Tıpkı öncüleri Deniz, Mahir, İbolar gibi başı dimdikti. Kendinden önce ölümsüzleşen Aynur, Zeki ve diğer kurtuluş savaşçılarının yanına boynu dik gidiyordu. O kendinden sonra devrimci olan Komutan Ulaş Bayraktaroğlu’nun “İnsan bir kez yaşar, bir kez ölür. Devrimci ikisini de doğru yapandır.” Sözlerinde anlatılan devrimci savaşçı karakteri ortaya koydu.

Necdet Adalı dar ağacında, militanı olduğu örgütün o günkü gerçek karakterini ortaya koymuştu. Enternasyonalist proletarya savaşçısı “ Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği. Kahrolsun Faşizm” diye haykırarak kendinden sonra gelecek olanlara bir devrimcinin ideolojik ve politik tutumuna da yol gösterici oldu.

Onun göğü fethe çıkan komünarlardan biri olmasının ardından onlarca fikir onu andı. Faşist Erdoğan’ından liberal, oportünist sol sosyalistlerine kadar. Öncüler ise onu doğru kavradı onu sadece bir basın açıklamasında anmadılar yada bir masa başı anlatısında. Adını adı yaptılar onun son mektubunda bahsettiği ezilen halklar için, Kürt halkının haklı mücadelesinde enternasyonalist birer savaşçı oldular. Öncünün kurucuları arasında olan Ulaş Adalı(Gökhan Taşyakan) bunun en net örneklerindendir. Adını aldığı Adalı gibi bizlere bıraktığı son mektubunda doğru devrimci duruşu şu ifadelerle “Siz bu satırları okuyorsanız ben Necdet Adalı’nın, Zeki Erginbay’ın, Aynur Sertbudak’ın ve Behzat Baykal’ın ışıklı yolunda ilerliyorumdur.

Tarihsel ve siyasal olarak ezilen Kürt halkının haklı mücadelesinde enternasyonalist saflarda bir nebze olsun katkı sunabilmişsem ne mutlu bana ve Kurtuluş savaşçılarına…

Sizleri işçi sınıfı ve ezilen halkların haklı mücadelesini hiçbir etki altında kalmadan, kendi özgür irademle desteklemekten pişman olmayacağım, uğruna ölünebilecek değerler vardır ve varolacaktır. Ancak uğruna ölünebilecek değerler yaratmak çok daha zordur. İşte Kurtuluş safları uğruna ölünebilecek değerler silsilesi yaratan bir maniveladır. Şöyle seslenmek isterim sizlere: ‘Aslolan örgüttür, aslolan mücadeledir.’ ” aktarmıştı. Öncünün, onun kadrolarının, militanlarının ve sempatizanlarının çizgisinin ne olması gerektiğini, bir tarih yaşatılacaksa onun devrimci yanlarının nasıl yaşatılacağını ve yine bir tarih yaşatılacaksa içerip aşmanın yolu ve yöntemini yaşamları göstermiştir.

Bugün Adalıyı anmak öncünün devrimci hattında, adalının savaşçı karakterini yaşatarak tam anlamıyla başarılabilir. Bunun nasıl olacağını o ölümsüzleştikten sonra adını alanlar ve yürüdüğü yolda yürüyerek onunla buluşanlar bize göstermiştir.

Adalı’nın haykırdığı Kürt ve Türk halklarının kardeşliği popüler olarak kullanımın dışında gerçekleşmesi için gereken pratikler vardır. Bunun en önemlisi kardeşinin özgürlüğü için onun mücadelesini amasız sahiplenmek ve destek vermektir. Bu iki kadim halkın kardeşliği devrimci bir savaşın zaferiyle mümkün olacaktır. Bugün birleşik devrim bunun olanaklarını mümkün kılmıştır.

Topraklarımızda var olan Birleşik Mücadele Güçleri bu kardeşlik için fiili meşru mücadele ederek kardeşliğin en arı halini yaratmaya çalışmaktadır. Adalının son sözü olan “Kahrolsun faşizm” i Türkiye metropollerinden Kürdistan’a sokak sokak haykırıyor. Birleşik mücadele tarihsel olarak devrimcilere kalan tüm mirasları sahiplenerek, onların ödediği bedelleri kendi bedelleri sayarak kavgayı büyütüyor. Necdet Adalı’dan, Ulaş Adalı’ya bizlere bırakılan, proletarya enternasyonalistlerinin birleşik bir mücadele hattı ile devrimci savaşımı yükseltmesidir.

Paylaşın